Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Yazılar

ÖldÜrme Taktİklerİ

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar İspanyol eşeği: Mahkum, eşek biçiminde yapılmış bir kütük düzeneğe oturtulur, ayaklarına giderek artan ağırlıklar bağlanırdı. Sonunda mahkum ikiye bölünerek ölürdü.

Toptan atılma: Bazen mahkum, bir topun ağzına bağlanır ve top ateşlendiğinde mermi kişinin bedeninin içinden geçerdi. Bazen de mahkum büyük bir topun içine mermi niyetine yerleştirilir, sıkıştırılmış barut ateşlendiğinde paramparça olurdu.

Tekerlek: Tekerlekler çok değişik biçimlerde kullanıldı. Örneğin, kişi özel yapılmış dev bir tekerliğin dış kenarına bağlanıyor ve sivri kazıkların ya da bir tepenin üzerinden aşağı yuvarlanıyordu.

Demir kadın: Kadın biçiminde, bir insanın ancak sığacağı büyüklükte yapılan tabutların içi sivri demirlerle donatılıyor. Mahkum bu tabutun içine konularak kapağı kapatılıyor.

Sarkaç: Kişi bir masaya sırtüstü yatırılıp bağlanıyor. Çok büyük, ağır ve keskin bir baltanın bağlandığı sarkaç mahkumun üzerinde sallanmaya başlıyor. Sarkacın ipi yavaş yavaş bırakılarak, her salınımda mahkumun bedeninin doğranması sağlanıyor.

Demir kap: İçine fareler doldurulan büyükçe demir bir kap, açık ağzı karın bölgesine gelecek şekilde mahkumun vücuduna yerleştiriliyor. Ardından bu kap ısıtılıyor. Fareler can havliyle mahkumun karnını kemirip kaçacak yer arıyor. Böylece mahkum iç organları fareler tarafından kemirilerek ölüyor.

Germe: Tarih boyunca mahkumların el ve ayakları bağlanarak gerdirmek yöntemiyle ölmesini sağlayan değişik mekanik yöntemler geliştirildi.

Böceklerle öldürme: Kişinin zemine sabitlenmesi, üzerine bal gibi tatlıların sürülmesi ve böcekler tarafından yenilmeye bırakılması gibi pek çok türü var.

Atlarla parçalama: Mahkum kol ve bacaklarından, 4 ayrı yöne koşturulacak olan atlara bağlanırdı. Ardından atlar koşturulurdu.

Kafa kesme: Bu infaz yöntemi 16 ve 17'nci yüzyılda Avrupa'da ölüm cezasının en insancıl yolu olarak kullanılmıştır. 1789 Fransız devriminde ise kafa kesmek için Giyotin adlı özel alet geliştirildi. Giyotin, Fransa'da uzun yıllar kullanıldı.

Öldüresiye dövme: Bu yöntemin son örneği, sahipleri tarafından ölünceye kadar dövülen Amerikalı kölelerdir.

Kaynatma: Ortaçağ'da popüler olan yöntem. İnsanlar bağlanarak, ağır ağır ısıtılan dev kazanlarda haşlandı.

Gömme: Çağlar boyunca tüm dünyada yaygın olarak kullanıldı. Örneğin, Hindistan'da kadınlar boyunlarına kadar kuma gömüldü ve kafası güneşte pişmek üzere terk edildi. Arap ülkelerinde de yaygın biçimde kullanıldı.

Yakma: Avrupa'da inançsızlar, cadılar ve iffetsiz kadınlara engizisyon döneminde sıklıkla uygulanırdı. Mahkum bir kazığa bağlanır ve çevresinde ateş yakılırdı.

Vahşi hayvanlara atılma: İlk Hristiyanlar aslanlara atılıyordu.

Deri yüzme: Keskin bir bıçakla canlı canlı suçlunun tüm derisi yüzülüyordu. Deri solunumu duran mahkumu acılı ve uzun bir ölüm bekliyordu.

Parçalanma: Mahkum henüz canlıyken balta, satır ya da testerelerle parçalara ayrılıyordu. Arap ülkelerinde 20'nci yüzyılda bile biçimde uygulandı. En son Suudi Arabistan yetkilileri, 1987 yılında Kabe'yi basan bir grubu bu şekilde öldürdü.

Kazığa oturma: Bilek kalınlığında bir kazık, mahkumun kuyruk sokumundan başla¤¤¤¤¤ ensesine kadar sokulurdu. Kazığın omurilik ve iç organlara zarar vermemesine özen gösterilirdi. Ardından kazık mahkumla birlikte dikilir ve mahkumun ölmesi günler sürerdi.

Demir sandalye/Demir yatak: Bu demir eşyalar iyice beslenmiş bir ateşle çevreleniyor ve bunların üzerindeki kişiler ölünceye kadar kızartılıyordu.

Boğma: Çok değişik biçimlerde kullanılmıştır. En yaygın olanı denizdir. Belki de en iyi bilinen varyasyonu cadı testidir. Su eğer kadını reddederse kadın yüzer. Bu da kadının suçlu olduğunu gösterir ve infaz edilirdi. Eğer su kadını kabul ederse kadın boğulur ve bu da kadının suçsuz olduğunu gösterir.

Zehir: İlginçtir ki zehir, infazın yaygın bir biçimi olmamıştır. Zehirin en çok tanınan kurbanı, baldıran zehirini içmeye zorlanan Sokrates'tir.

Ezme: Mahkum zemine yatırılır ve üzerine aşama aşama ağır taşlar yerleştirilirdi. Mahkumun nefessiz kalarak öldüğü bu yöntemde, cellat, ölüm zamanını istediği gibi uzatabilirdi.

Testereyle kesme: Suçlu testere ile ikiye bölünür.

Yüksekten atma: Mahkum yüksek bir uçurum ya da kale burcundan aşağı atılır.

Çuvala koyma: Suçlu yılan, akrep, kedi, köpek gibi hayvanlarla büyük bir çuvalın içine konurdu.

Aç bırakma: Kişi bir hücre ya da kafese konur ve yiyecek verilmez.

İki ağaçla ikiye ayırma: İki ağaç, birbirlerine doğru çekilir, mahkum bir kol ve bacağı bir ağaca, diğer kol ve bacağı da diğer ağaca bağlanırdı. Ağaçlar bırakılınca mahkum gerdirilmiş olur ve acı içinde ölürdü.

Garotte: Askı ve idamın karışımı bir yöntem. Bir ucu duvara tutturalan ipin diğer ucuda mahkumun boynuna dolanır. Mahkum itilerek, çekilerek ya da ayakları kaldırılarak boğulur.

Sürükleme: Kişi bir ata bağlanır ve ölene kadar sürüklenir.

Su veya civa ölümü: Mahkum ölünceye kadar su veya civa içmeye zorlanır.

Okla vurma: Vikingler tarafından uygulanmıştır. Acıyı uzatmak için ölümcül olmayan bölgeleri hedef almışlardır.

Taşlama: Kişi, ölene kadar taşlanır. Taşlamada, kişinin üyesi olduğu topluluk da bu taşlamaya yardımcı olurdu. Arap ülkelerinde yakın zamana kadar kullanıldı.

Yarma: Suçlu kendindeyken gövdesi açılır ve iç organlar tek tek çıkartılıp, kendisine gösterilirdi..1664hrbr9

anne ile oğul evlendi

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar Geçtiğimiz haftalarda firlandiyalı bir anne oğluyla evlendiğni açıkladı. Yaptığı basın toplantısında şöyle konuştu.
" Ben şuan 46 yaşındayım kocamla evlendim mutluydum oğlum strekon doğduktan 1 yıl sonra babasıyla şiddetli geçimsizlikten ayrıldık daha sonra hiç haber alamadık oğlumun 19lu yaşlarında ona karşı olan duygularımın değişikliğe uğradığını fark ettim onunda bana bakışı değişmeye başladı 2 yıl sonra birbirimize ait olduğumuzu anladık ve evlendik."
-Size karşı çıkan oldumu?
"Tabi ama biz birbirimize aidiz kimse bizi ayıramaz gerekirse dünyayı karşımıza alırız."
-İlerideki planınız ne?
"Çocuk düşünüyoruz :!: :!: :!: :!: :!: :!: :!: :!: "
-Oğlunuzla cinsel ilişkide bulundunuzmu?
"Bir kaç kez ve hiç pişman deilim....

ölüp dirilen gencin anlattıkları

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar Ölüme teğet geçenlerin anlattıkları ise her zaman ilgi ve merak konusu oluyor. Bıçaklı bir saldırıda ağır yaralanan 22 yaşındaki Halil Karaca’nın kalbi tam beş kez durmuş.

Denizlili 22 yaşındaki Halil Karaca ölümü teğet geçenlerden. Ameliyatta kalbi beş kez durup çalışmış, ölüp ölüp dirilmiş. Şunları anlatıyor:
“Çölde yürüyormuş gibi hissettim. Uçsuz bucaksız bembeyaz bir yerdi. Çöle kar yağmış gibiydi. Bir şey görmek bir ses duymak istedim. Yoktu.”

Tam beş kez öldü dirildi

Bıçaklı bir saldırıda ağır yaralanan 22 yaşındaki Halil Karaca ameliyatta geçirdiği anları anlattı: Bilinmezliğin ortasında yürüyordum, beyaz bir kar çölü kaplamıştı.

İnsanoğlu için en büyük gizlemlerden biri de ölümdür. Tarih boyunca ölüler için düzenlenen törenlerin her toplum için farklı anlamları oldu. Geçmişte ve günümüzde ölümden sonra neler yaşandığı konusunda birbirinden farklı yorumlar yapılıyor. Kimilerine göre bu bir kurtuluştu ve ölen kişi son yolculuğuna coşku ile uğurlanmalıydı.

Tek tanrılı dinlerde ise ölüm sadece maddi dünyanın sonuydu. Bedenden ayrılan ruhun tanrıya ulaşana kadar geçireceği bir serüven vardı. Metaryalist görüşe göre ise ölüm, enerjinin bitişiyle gelen mutlak bir sondu. Ancak nasıl düşünülürse düşünülsün, öbür dünyayla ilgili en küçük bir işaret bile insanların heyecanlanmasına yetiyor. Geçirdikleri rahatsızlıklar, ameliyatlar ya da kazalar sırasında klinik olarak bir süre ölü kabul edilenlerin tıbbi müdahalelerle yaşama döndürüldükleri kısa süre içinde yaşadıkları parapskilojide “ölüme yakın deneyimler” olarak adlandırılıyor.

ARTIK KALBİ DURMUŞTU

Ölüme teğet geçenlerin anlattıkları ise her zaman ilgi ve merak konusu oluyor. Bu deneyimi yaşayanların anlatımlarında ortak özellik beyaz bir ışık görmeleri ve daha önce yaşamadıkları bir rahatlama duygusu hissetmeleri. Parapsikologlara göre bu kısa süre içinde insanlar öteki dünya ile karşılaşıyor ve ölümü tecrübe ediyorlar. Denizlili 22 yaşındaki Halil Karaca’nın yaşadıkları da, “ölüme yakın deneyim”lerden biri… Denizli’nin Karşıyaka Mahallesi’nde yaşayan işçi Halil Karaca, 5 Nisan günü evinin önünde hiç tanımadığı dört kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Sırtından ve kalbinden aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Karaca, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye gittiklerinde Karaca’nın kalbi durmuştu. Doktorların müdahalesiyle kalbi yeniden atmaya başladı. Bu hayata ilk dönüşüydü. Karaca’nın kalbiameliyat sırasında da dört kez daha durdu. Her seferinde müdahalelerle, yaşama yeniden tutundu. Karaca’nın tedavisi hala devam ediyor. Beş kez kalbi duran ve buna karşın hayatta kalabilen Karaca’nın anlattıkları hayli ilginç:

KAR YAĞMIŞ BİR ÇÖL

“Yaşadıklarıma bin anlam veremiyorum. O gün evimin önünde bekliyordum. Tanımadığım dört kişi yanıma geldi. Ne olduğunu bile anlamadan beni sırtımdan bıçakladılar. Ben önce farkedemedim. Elime kan gelince beni bıçaklayanlara döndüm o zaman kalbime bıçak darbesi gelmiş, akciğerim de zarar görmüş. Doktorların anlattığına göre, bıçak darbeleri çok riskli olan kalp bölgesine geldiği için kurtulma şansım yüzde bir ikiymiş. Dört saat süren ameliyatım boyunca da zaten beş kere kalbim durmuş doktorlar beni hayata döndürmüş. Halil Karaca o anı şöyle dile getiriyor:

Ameliyattayken, çölde yalnız başına yürüyormuşum gibi hissettim. Ucu bucağı gözükmeyen bir yer. Sonu yok, başlangıcı yok. Bir bilinmezliğin tam ortasındayım. Sanki çöle kar yağmış gibiydi. Bembeyaz bir yerde yolculuk yaptım ve hiç kimse yoktu. Bir cisim görmek istedim bir ses duymak istedim hiçbir şey göremeden duyamadan bilinmezliğin içinde kaldım. Zaten bir şey düşünemiyorsunuz.

Tam bir şeyler düşünecektim acı hissettim. Sonra ince bir ses ‘hayata döndü, kalbi çalıştı’ dedi. Ameliyathanedeki sesleri duymaya başladım. Sonra gözümü açtım bir sürü ışığın altındayım, etrafımda koşuşan birileri var. Kimi bana ilaç veriyor, kimide benim için bir şeyler taşıyordu. Sonra yine kendimi kaybetmişim. Gözümü yoğun bakımda açtım. Doktorlar bana ‘kurtuldun’ dediler

satanist kızın günlüğü

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar
ANKARA/Antalya'daki satanist operasyonunda gözaltına alınıp serbest bırakılan barmen, "Dilara çok tatlı bir kızdı, Can'ı tanıdıktan sonra bu hale geldi. Bally çekip şarap içerek toplu seks yapıyorlardı. İntihar emrini İstanbul'dan gelen Can verdi" dedi



Antalya'da satanist operasyonunda gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan barmen Faik Serhat Çetin, satanizmle ilgili gerçekleri anlattı. 4 yıl boyunca satanizmle ilgilendiğini belirten genç, "Satanizmin saçmalıklardan başka birşey olmadığını anlamakta geciktim" dedi. İşte barmen Faik'ten tüyler ürperten itiraflar:

"Dilara ile 3 yıldır tanışıyoruz. Volkan ile çalıştığım bara takılırlardı. Kimseye zarar veremeyecek kadar iyi kalpli bir insandır. Can Özdöl'le tanışıncaya kadar da çalışkan ve iyi niyetli biriydi. Sonradan Volkan, Dilara'yı chat'te Can Özdöl ile tanıştırdı. Can, onu sürekli etkilemeye çalışıyordu. Dilara'ya dikkatli olmasını, satanistlerden uzak durması gerektiğini söyledim. Benim bu yüzden çok şey kaybettiğimi de anlattım. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki eğitimimi bile satanizm yüzünden yarıda bıraktığımı söyledim. Ama Can, Dilara'yı etkilemişti bir kere. Daha sık görüşmeye başladılar. Artık Dilara'nın kurtulması çok zordu.' dedi.



İşte Günlüğü:



18 Mart 2000
Benden öncesi ve benden sonrası var ama kimseye 'Beni yarattı' diye tapmak zorunda değilim...



7 Nisan 2000
Yine baş kaldırma isteği kafamdaki duvarlara çarpıyor...



15 Nisan 2000
Dün gece nihayet gözlerimi kapatıp uykuya daldığımda acayip bi rüya gördüm. Salyalı bi kedi vardı. Kulaklarını dikmiş, salyalarının kızıl pırıltıları gözüne vurmuş, amacının bilincinde, dişlerini kocaman açmış, üstüme doğru geliyordu. Yavaş yavaş ama nefretle... Çok çirkin bir kedi bu. Beni korkutuyor. Kan kokan salyaları suratıma damlamaya devam ediyor. Salyalar gittikçe çoğalıyor... Bu rüyayı Pan'a (İnternette chatleştiği satanist genç) anlatmalıyım.



16 Nisan 2000
Pan rüyamdaki kedinin, düşmanım (yani tanrı) olduğunu söyledi. Ben de öyle düşünmüştüm. Bu gece Pan'la kayalıklarda buluşup Şeytan'ı çağırıcağız...

Şeytan'ın benim ruh ikizim olduğunu nasıl anlamam? İçimden geçirdiklerimi Pan'a fısıldadı. Bu eşsiz bir güç. Belki de fazla etkisinde kaldım.



21 Nisan 2000
Tekrar bir konsere çıktık. Bu sefer has Black Metal yaptık. Simsiyah giydik ve yüzlerimizi boyadık. Kendimi tanrıça gibi hissettim. İnsanlar bize tapıyordu. En ilginç olanıysa herkesin önünde çiftleşen tiplerdi. Bu ne rahatlık? Onları sevdim.

Gece boyunca hayattan satanizmden konuştuk. M. 3'lük esrar sardı. Sabaha kadar içtik.



6 Mayıs 2000
Esrarın da etkisiyle sürekli gülüyorduk. Sonra birden hava soğudu, yıldızlar teker teker söndü ve göz göze geldik. Gözleri çok güçlüydü. Beni, 'Şeytanın Leydisi' olarak görmek istediğini söyledi. 'O nasıl olacak?' dedim. Parmaklarının dokunduğu yerler alev alev yanıyordu. Bu çocuğa ya da içindekine aşık olmuştum. Birlikte olduk... Kulağıma fısıldayarak, 'İşte artık karanlıkların prensesi sensin' dedi. Bacaklarımdan birkaç damla kan yere süzülüyor, hâlâ titriyorum.



14 Mayıs 2000
Bugün benim doğum günüm. Tekrar yeni bir bedende doğduğum gün. Aralarına katılmam adına bir ayin düzenlendi. Sabah erkenden Pan'la buluştuk. Şeytan mağarasına indik. Aralarında M. ve P.'nin de olduğu 15 kişilik bir grup bizi karşıladı. Pan sadece tepkisiz kalmamı istedi, kayanın üstüne oturdum. Diğerleri ellerinde mumları, kafaları önde, hiç kıpırdamadan yerde oturuyordu. Rüyamdaki iğrenç salyalar ve o iğrenç kedi karşımda duruyordu. Birden üstüme atladı. Beni parçalamak istercesine tırmalıyordu. Ve kimse hiçbir b.k yapmıyordu. Pan'a baktım, sırıtıyordu. Delirdim! Kediyi tuttuğum gibi duvara fırlattım. Ben ağlıyor, titriyor, kusuyordum. Pan beni kucağına alıp eve getirdi. Ayrılırken 'Biraz dinlen, bu olanlar sana biraz ağır gelmiş olabilir' dedi.



26 Mayıs 2000
Bugün ilk defa damardan uyuşturucu aldım. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Ama her yerim yara bere ve jilet izi içinde.



9 Haziran 2000
Gece Lord'um odama girdi... Bana birkaç şey fısıldadı... 'Sen ilk lanetlenmiş olansın, zamanın başlangıcından sonuna ve hatta zamanın ötesine kadar! Sen ruhumu taşıyan tek kadınsın... Kan akıt leydim, kan akıt!!! Çok ileri gidiyorum!!

Odamın duvarı kan içinde. Annem fenalık geçirdi. Hastaneye yatmam artık kesinleşti.



1 Temmuz 2000
Krizleri nihayet atlattım. Zorlandım ama geçti.



17 Temmuz 2000
Sanki bir ayağım suyun içinde... Su, saflığın tersine iğrenç kokan, kusmuğu andıran bir pislik. Kurtulmaya çalıştıkça daha çok batıyorum.

Bu insanlardan, bu şehirden kurtulmalıyım. Geleceği düşünmeliyim. Ama her şey için geç...
Ruhum duy bu küçük fahişeyi... Kalbim acımaktan deli deli vurmayı unuttu!! Sözcüklerin cesetleri dökülüyor dudaklarımdan: Konuşamıyorum


Yha Gerçekten Tüyler Ürpertici............!!!

estetik uğruna

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar ffffffff 

Adı:Bilgi soyadı:Sayar

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar wvu2rn 

shrek aslında gerçekmiş

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar m-tillet 

ilginç bi olay

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazasi geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş.

Oysa çocuğun büyük bir ideali varmiş. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.
Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nin ünlü bir Judo ustasına gidip yapilacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..
Hoca: Getir çocuğu ..bir bakalim, demiş.
Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüs ve: Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, Çalışmalara basliyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "bu hareketi çalış" demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalısmış.. Sonra hocasınin yanına
gitmiş. Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye
sormuş.
Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et olmuş...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir
yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.
Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana baska hareket
göstermeyecek misiniz?
- Sen aynı hareketi çalış oglum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..
2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.
Bir gün hocası yanına gelip. ..."Hazir ol ! " demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"..
Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.
Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.
Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmis. Derken.. ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final...
Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. ....
Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.. "Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp da rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim.."
- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:
-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var.
Nasıl oldu da ben kazandım ?
-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.
Bu bir,
İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardir. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!
Bunu anlatan kişi bir de şunu ekledi:

"İnsanlarin eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasin..!!"

fil kadın

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar

1975lv6 

Yüzü ve vücudu incecik bir yapıya sahip olan kadının belden aşağısını görenler gözlerine inanamıyor.

Milyonda bir görülen hastalığa yakalanan Mendy Sellars, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı...

Dünyada çok az kişide görülen 'Fil Adam' hastalığına yakalanan ve 'Fil Kadın' diye nitelendirilen 31 yaşındaki Mandy Sellars, anormal bir şekilde büyüyen bacakları ve ayakları yüzünden kendisiyle nasıl dalga geçildiğini ağlayarak anlattı.

Ayaklarının çevresi 89 santimetre olan ve yaklaşık 102 kilo gelen Mandy Sellars, dünyadaki 120 Proteus Sendrom hastasından birisi.

İngiltere'nin ITV kanalında bir programına konuk olan Mandy, “Büyükler çok incitici olabiliyorlar. Bir restoranda birisi aniden ağzından kaçırarak. Şu ayakların büyüklüğüne bakın!” demişti.

yumurtanın içinden yumurta çıktı

Korkuluk Artık Para Kazandırıyor Tıkla ÜYE OL Altık Gelsin Paralar yumurtaiciyumurta