Frankfurt Eyalet Mahkemesi'ndeki duruşmada, soruşturmayı yürüten
Alexandr Böhm hazırladığı raporunun para trafiğiyle ilgili kısmını
sundu.
Böhm, Türkiye'ye yapılan yardımlarla ilgili "alındı" belgelerinin
olmadığını ifade etti; pek çok "alındı" belgesinin ise Kanal 7'nin
naklen yayın aracıyla İstanbul'dan Almanya'ya getirildiğini kaydetti.
Gayrıresmi muhasebe defteri incelendiğinde, Kanal 7 Yönetim Kurulu
Başkanı Zekeriya Karaman'a toplam 4 milyon euro teslim edildiğinin
ortaya çıktığını kaydetti.
Mahkemede RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın da adı geçti. Alman
başkomiser, Akman'ın sık sık Almanya'ya gelip gittiğini ve sanık Mehmet
Gürhan ile iletişim kurduğunu belirtti.
Böhm, Akman'ın Deniz Feneri Derneği ile doğrudan bir bağlantısını
tespit edilmediğini ancak yan muhasebe notlarında Akman'a 639 bin euro
teslim edildiği bilgisine ulaştıklarını söyledi.
Davada, sanık Mehmet Gürhan'a Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aynı
karede gösterildiği fotoğraf iletildi ve ne zaman çekildiği soruldu.
Gürhan, fotoğrafın Kanal 7'nin Avrupa stüdyolarını Başbakan'ın ziyaret
ettiği sırada çekildiğini söyledi.
Başkomiser Böhm, raporunda Başbakan Erdoğan ile Kanal 7 yöneticisi Karaman'ın akrabalık ilişkisine de işaret etti.
Mahkeme heyeti başkanı hakim Jürgen Müller'in, bugün tarafları
dinledikten sonra yarın gerekçeyi şekillendirmesi ve çarşamba günü de
kararı açıklaması öngörülüyor.
Detaylar...
Hakim Müller
duruşmanın başında bu davayla ilgili Türkiye'den ve Almanya'da herhangi
bir kimse ya da kuruluştan baskı görmediklerini ifade ederek, "Burası
Almanya. Burada yargı bağımsızdır. Türkiye'yi bilmem. Bize herhangi bir
kimse ya da kuruluş baskı yapmadı ve yapamaz da" diye konuştu.
Yerel
saat ile 10.00'da başlayan davada hakim Johann Müller başkanlığındaki
mehkeme heyeti mali komiser Alexander Böhm'ü dinledi.
Böhm
Hürriyet gazetesinde yer alan Süleymaniye mahallesi muhtarının "Biz
kimseden yardım almadık" ifadesini mahkeme heyetine göstererek,
sanıkların yardım derneği olarak kurulan Deniz Feneri Derneği'nde
yardım dışında her türlü siyasi ve ticari faaliyet yürüttüklerini
söyledi.
Mahkeme başkanı Müller ise gazete haberleri ile bu
davanın yürümeyeceğini ifade ederek Böhm'ün daha gerçekçi delilleri
anlatmasını istedi.
Böhm yapılan incelemelerde Türkiye'de
herhangi bir parti, başbakan ya da başbakanlığa para gönderildiğine
dair bir belge ya da bulguya rastlamadıklarını kaydetti.
Böhm
buna karşın derneğin muhasebe işlerinden sorumlu Firdevsi Ermiş'in
bilgisayarında Mehmet Gürhan'ın Türkiye'de başbakanlığa teslim edilmek
üzere ibaresi yer alan bir imzasız bir belgesini bulduklarını ve
üzerinde miktar yazmadığını belirterek, "Bu belge Türkçe hazırlanmış ve
üzerinde başbakanlığa verilmek üzere teslim alan Mehmet Gürhan teslim
eden ise Firdevsi Ermiş ibaresi var. Ancak bu para ne başbakanlığa ne
de başka bir yere gitmiş. Herhangi bir resmi ya da gayrı resmi bir
evrak yok. Tercümede başbakanlık yerine başbakan yazılmış. Tercüme
hatasının neden kaynaklandığını ben bilemiyorum. Ancak bu miktarı belli
olmayan paranın Tsunamide zarar görenler için Endenozya'ya
gönderildiğini Ermiş'in ifadelerinden anladık" dedi.
Bu ifadeye
karşın sanık avukatları söz alarak başbakan ile başbakanlığın farklı
olduğunu belirterek tercüme hatasının neden kaynaklandığını sordular.
Komiser
Böhm ise tercümenin Mehmet Taşkan tarafından yapıldığını ve neden
başbakanlık yerine başbakan yazdığını anlayamadığını ifade etti.
Mahkeme
Başkanı Müller "Bizim için tercümenin farkı olmayabilir ama Türkiye
için çok önemli. Başbakan ya da başbakanlık ifadesi" dedi. Müller
salonda bulunan tercümana başbakan ve başbakanlıkın tercümesini sordu.
Tercüman da tercümeyi doğru şekilde mahkeme heyetine söyledi.
Böhm,
sanık Firdevsi Ermiş'in bu evrakın sadece bir form olduğunu ve her
zaman değiştirebileceğini anlattığını belirtti ve Ermiş'in "Almancam
iyi olmadığından Mehmet Taşkan'a Almancasını yazdırdım. Bu "alındı"
belgesinin tercümesini Mehmet Taşkan yaptı. Miktar belli değildi"
şeklindeki ifadesini okudu.
Böhm, "Gayrı resmi muhasebede
"teslimat ZK" ibaresini bulduk. Ermiş'e paranın nereye gittiğini sorduk
o da "Paranın Zekeriya Karaman'a ödendiği görülüyor ancak Tsunamiden
zarar görenlere gittiğini biliyoruz" dedi.
"Akman kurye miydi, bilmiyorum"
Komiser
Alexander Böhm yaşanan para trafiğini anlatarak Firdevsi Ermiş'in
ifadesinde, "RTÜK Başkanı Zahid Akman ve Kanal 7 yöneticisi olan
Zekeriya Karaman'a yıllar içinde 639 bin euro para gönderildiğini
söylediğini" belirtti.
Ancak bu paraların kaydını gösterir kesin bir belge olmadığını bildirdi.
Belgelerde
sadece ZA'dan ZK'ya yapılan ödemeler olduğunu bildiklerini kaydetti,
"Ermiş'in ifadesine göre ZA'nın Zahid Akman ZK'nın da Zekeriya Karaman
olduğunu düşünüyoruz" diye konu
ştu.
Böhm, Akman'ın 2003-2005
arasında Almanya'da ikamet gösterdiğini ve Mehmet Gürhan ile ticari
ilişki içinde olduğunu belirterek, "Kendisinin dernekle bir ilişkisi
yoktu. Herhangi bir sorumluluk yüklenmemişti. Akman'ın kuryelik yapıp
yapmadığı belli değil. Bunu bilmiyoruz" dedi.
Böhm, Zekeriya
Karaman'ın Türkiye'de siyasete etki yapan İskender Paşa dergahı
müritlerinden ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın güvendiği bir
milletvekili olduğunu ve kendisine 4,5 milyon euro para gönderildiğini
gayrı resmi muhasebeden anladıklarını kaydetti.
Sanık avukatı
burada araya girerek ifadelerin yanlış olduğunu ve Karaman'ın hiç bir
zaman milletvekili olmadığını sadece parti üyesi olduğunu hatırlatarak
Böhm'ün internet üzerinden yaptığı araştırmaların gerçekçi bir
araştırma olmadığını ifade ettiler.
Böhm daha sonra Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Gürhan'ın çektirdiği fotoğrafı ve
Zekeriya Karaman'ın oğlu Habib'in düğün görüntülerini sundu. Böhm
fotoğrafı Gürhan'ın odasında bulduklarını ve düğünü ise Zekeriya
Karaman'ın siyasilerle olan ilişkisine atıfta bulunmak için
gösterdiğini kaydetti.
Mahkeme başkanı Müller ise kişilerin özel
hayatının bu davayla ilişkilendirilmemesini isteyerek Böhm'den düğün
görüntülerini bırakmasını istedi.
Sanık avukatları da burada söz
alarak, 2002'de çekilen fotoğrafta Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan
olmadığını ve Hürriyet Avrupa tesislerinin açılışı için Almanya'da
bulunduğunu belirterek, "Normal zamanda yapılan bir açılış için
Almanya'ya gelen bir kişinin Kanal 7 televizyonunu ziyeret etmesi gayet
normal. Böhm de bunun normal bir ziyaret olduğunu kabul ediyor" dediler.
Alexander
Böhm, Mehmet Gürhan'ın Milli Görüş üyesi bir kişi olduğunu,
çalışmalarında bu ideolojiyi yaymak için çalıştığını ifade ederek, "KRV
eyaleti Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın yazdığı mektupta kendisine
bunlar soruldu. Kendisi de bunu bir ölçüde kabul eden bir mektubu oraya
yollamış" dedi.
Sanıklar Mehmet Gürhan, Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş mahkeme salonuna elleri kelepçeli getirildi.
Mahkeme
başkanı Johann Müller, davanın görülmesine yarın TSİ 11.00'de devam
edileceğini ve çarşamba günü karar verebileceklerini belirtti.
Kılıçdaroğlu: "Erdoğan Kanal 7 dosyasını açsın"
Davayı CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk de izledi.
Kılıçdaroğlu, duruşma sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada,
yargıcın bugüne kadar hiçbir Türk parlamenterle görüşmediğini
belirterek, bazı basın yayın organlarında çıkan haberleri düzelttiğini
kaydetti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kanal 7 dosyasını hemen yargıya
gönderilmesi için çalışması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu
dava Almanya'da açılıyor ve karar aşamasına geldi ama Türkiye'de SPK
bunu kapattı. Başbakan Erdoğan yolsuzlukların üzerine gitmek istiyorsa
Kanal 7 dosyasını kapatan SPK başkanını derhal görevden alması gerekir.
Dosyayı hemen yargıya intikal ettirmeli" dedi.
"Deniz Feneri Kanal 7'yi finanse etmek için kurulmuş bir dernektir.
Zekeriya Karaman'ın ilişkileri anlatıldı. Bu çerçevede Başbakan Kanal 7
dosyasını açıp bu ilişkiyi adalete intikal ettirmeli" diyen
Kılıçdaroğlu, "Burada yargılananlar piyon. Esas suçlular Türkiye'de"
iddiasında bulundu. Kılıçdaroğlu, "Başbakan bunları görmeden,
sorgulamadan Türkiye'yi temize çıkarması mümkün değil. Başbakanın
buraya 3-4 tane milletvekili göndermesini çok isterdim" dedi.
Akman'ın avukatından açıklama
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'ın avukatı
Ali Yıldız, müvekkilinin "Almanya'daki davanın sanığı olmadığını"
bildirdi.
Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, bir gazetede yer alan iddialarla
ilgili olarak mahkemeden tekzip kararı çıkarıldığını ifade ederek,
konuya ilişkin haberlerin "gerçeği yansıtmadığını" savundu.
"Müvekkilim Almanya'daki bu davanın sanığı değildir" diyen Yıldız,
"Türk ya da Alman makamlarınca müvekkili hakkında yapılan herhangi bir
soruşturma bulunmadığını" kaydetti. Yıldız, açıklamasında, "Yurtdışında
yargılanmakta olan bir sanığın iftiralarını gerçekmiş gibi manşetlere
taşımak yayıncılık etiği ile bağdaşmamaktadır" ifadesini kullandı.
CNNTürk