Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Korkuluk

Korkma Garantilidir...Ayrıca da Sınırsız Paylaşma Alanıdır.diziizleyelim dizi film belgesel dizi izle çizgi film video dizi film izle klip türk filmi dizi izle Canlı dizi izle dizi izle diziizle film dizi izle film sinema.ne ararsanız burada temalar oyunlar programlar hepsi var muhteşem biyer TIKLAYIN.KPSS soruları cevapları çözümleri

10 tane "hikaye" etiketli yazı bulundu "hikaye" tagli diger ogeler resimler , videolar

Pilot Anlatıyor:THY uçağının tüm telsiz bağlantısı çökmüştü işte ayrıntılı hikaye

THY’nin tüm telsiz bağlantısı çökmüş, pilot yolunu kaybetmi ve 30 dakikalık yakıt var. Mucize gibi bir kurtuluş öyküsü;

THY uçağının tüm telsiz bağlantısı çökmüştü. Pilot yolunu kaybetmişti. İnecek bir pist arıyor ama bulamıyordu. Ve üstüne üstlük sadece 30 dakikalık yakıtları vardı. Ölüme 1 dakika kala Kenyalı bir pilot tarafından kurtuldular.

HABERLEŞME SİSTEMİ DEVRE DIŞI

196 yolcusuyla 14 Ağutos’ta İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Nijerya’nın başkenti Lagos’a gitmek için havalanan Türk Hava Yolları’nın TK1123 sefer sayılı Airbus 310-300 tipi uçağı, Nijerya hava sahasında rotasında ilerlerken saat 22:00’de uçağın navigasyon ve haberleşme sistemlerinin bir anda devre dışı kalmasıyla büyük tehlike atlatmıştı.

PİLOT YOLUNU KAYBETTİ

Pilotun, sahil şeridinden ilerleyerek havalimanı aradığı ve sonunda Togo’nun başkentindeki Lome Havalimanı’na indiği açıklanmıştı. İşte bu olayın arkasından film gibi bir kurtuluş öyküsü çıktı. O anda havada olan ve THY pilotuna iniş için telsizden yardım eden Kenya Havayolları pilotu Salim Verjee, yaşananları tüm ayrıntılarıyla The Aviation Herald sitesine anlattı. İşte Hollywood filmlerine taş çıkaracak kurtuluş:

30 DAKİKALIK YAKIT VAR

Tüm göstergeleri arızalı olduğu için bakarak inecek havalimanı arayan THY pilotu bu sırada inmesi gereken Lagos pistinden çok uzaklaşmıştı. Yakıtı da giderek tükeniyordu. Bölgede Benin, Togo ya da Gana’daki pistlerin kuleleriyle telsiz teması kurmaya çalıştı ama başaramadı. Sonunda çevredeki diğer uçaklardan yardım isteme yolunu seçti. Mısır Havayollarına ait bir uçağın pilotu, THY’nin 130.90 VHF bandından yaptığı çağrıyı duydu.

THY: Göstergelerim çalışmıyor. Konumumu bilmiyorum. İniş yapacak pist arıyorum.

Mısırlı pilot: 10 bin feet’teyim ışıklarımı yakıyorum. Beni görürsen haber ver.

THY: Görmüyorum

KENYALI PİLOT YARDIMA YETİŞTİ

Bu konuşmayı duyan Kenya Havayolları’nın Salim Verjee adlı pilotu, THY ile temas kurdu. Kenyalı pilot o anda hissettikleri için, “Türk pilota yardım etmezsem hiç şansı olmadığını biliyordum. Ama yanlış yönlendirip felakete yol açmaktan da çok korkuyordum” ifadesini kullanıyor.

İŞTE TELSİZ KONUŞMALARI:

Kenyalı pilot: Seni görüyorum. Benin dolayında seyrediyorsun. Pusulanı kullanarak kuzeye dön. Denizi takip et şehir ışıklarını göreceksin.

THY: Sadece 30 dakikalık yakıtım kaldı.

Heyecan dolu 20 dakika içerisinde Kenyalı pilot Gana’daki Accra Havaalanı kulesiyle temasa geçti. Ancak THY pilotu Accra telsizine ulaşamıyordu.

Kenyalı pilot: Accra kule, pistin kenarındaki fişekleri ateşleyin. Işıklarınızı yakıp söndürün. THY pistinizi göremiyor.

Accra Kule: Çok iyi fikir.

Kenyalı Pilot: THY, Gana kuleyle temasa geçtim. Accra’dan fişek atacaklar. Pisti görmeniz için de ışıklar yanıp sönecek.

THY: Evet, evet çok iyi fikir. Accra ne olur bize yardım edin!

Kenyalı pilot: 10 dakikalık yakıtın kaldı. Gemilerin yanından uzaklaş. Yakıtın bitip üzerlerine düşeyim deme.

THY: Anlaşıldı.

Saat 22:40’ta, yani uçağın yakıtının bitmesine sadece dakikalar kala 196 yolcu taşıyan THY pilotu telsizle yeniden Kenya uçağıyla temas kurdu.

THY: Işıkları gördüm!

Kenyalı pilot: Accra, pisti boşaltın THY acil iniş yapacak.

Accra Kule: 21 ve 3 numaralı pisti açtık hangisine isterse inebilir.

Ve Saat 22:42…

Kenyalı pilot: THY indin mi:?

THY: EVET!

Arkdaslar Bu Doru Olabilir mi?

adsız ONCELIKLE HERKESE SELAM BEN BU FORUMUN YENI BAĞIMLILARINDANIM VE LAFI FAZLA UZATMADAN KONUYA GIRIYORUM O GUN HER ZAMANKI GUNLERIMDEN BIRIYDI TELEVIZYON SEYRETTIM,MUZIK DINLEDIM SAAT 04:00 CIVARI YATTIM VE HEMEN DALDIM RUYA GORUYORDUM

AILEMLE COK MUTLU BIR YOLCULUK YAPIYORDUM AMA BIR ANDA RUYAMIN BU CEHRESI DEĞISTI ARTIK YANIMDA KIMSE YOKTU BIR MOTORSIKLETIN USTUNDE TEK BASIMA YOLCULUK YAPIYORDUM VE ETRAFI BIRDEN GARIP BIR SIS KAPLADI VE MOTORSIKLET KONTROLUM DISINDA HIZLANIP MAKASLAMA YAPMAYA BASLADI


ISTE O ANDA RUYA GORDUĞUMU VE KARABASANIN GELDIĞINI ANLADIM


ARTIK BILINCIM ACILMISTI UYANMAK ISTIYORDUM AMA UYANAMIYORDUM HICBIR YERIMI KIPIRDATAMIYORDUM BAĞIRAMAYACAĞIMI BILIYORDUM AMA O ANDA DENEMEKTEN BASKA YAPACAĞIM BIRSEY YOKTU BIRDE KULAĞIMDA ACAYİP TİZ BİR SEKILDE
ÇINLAMA SESİ DUYUYORDUM AKLIMA DUA ETMEK GELDI 1.VE 2. EUZU BESMELEYI CEKMISTIM KI GOZLERIMI ACABILDIM VE O ANDA BIRISIYLE KAFA KAFAYA GELDIK BIRISIYLE DIYORUM

CUNKU 2 TANELERDI ANLATILAMAZ BIR DUYGU ICINDEYDIM KORKU VE KORKUNUN VERDIĞI ZEVK IKISIDE SIMSIYAH VE UZUN BOYLUYDULAR UZERIME EĞILENIN SURATINI AZBUCUK SECEBILIYORDUM AMA AYAKTAKININ SURATINI GOREMIYORDUM CUNKU KAFASI YUKSEKLIĞI YAKLASIK 3 METRE OLAN EVIMIZIN TAVANINI YARIP GECIYORDU

3.BESMELEYIDE CEKTIĞIMDE ANINDA YATAKTAN KENDIMI DISARI ATTIM
SAATE BAKTIM SAAT 04.30'DU BIRAZ OTURDUM VE GECTI ARTIK DIYE KENDIMI TESKIN EDIP TEKRAR YATTIM

intikamın böylesi

Bir gün adamın teki bir emlakçıya gitmiş ve tepede gördüğü satılık evin fiyatını sormuş.. Emlakçıda ''elimde daha güzel ve ucuz evler var.. Üstelik ointikam8tq  ev değerinden çok yüksek fiyata satılıyor daha iyi bir ev önersem istemezmisin'' demesine rağmen,adam ''teşekkür ederim ama o ev küçüklüğümden beri istediğim hayalimdeki ev türü.. Gözlerden uzak olması en önemli etken bugüne kadar hep kalabalık ortamlarda çalıştım çalıştım çalıştım.. Artık bundan sonra biriktirdiğim paramla böyle bir eve sahip olmak ve kalan hayatımı böyle sakin bi yerde geçirmek istiyorum'' demiş.Emlakçıda adama '' o ev yaşlı bir bayana ait ve ev için çok yüksek fiyat istiyor,hem evin bir çok yeri kırık dökük çatısında büyük hasar var ve bahçeside çalı çırpı içinde sonra pişman olursanız beni suçlamayın,gerekli uyarıyı yaptım'' demiş.. Adam merak etmemesini söylemiş ve yaşlı bayana telefon açıp onunla görüşmeye gittiğini söylemesini istemiş. Adam emlakçıdan çıkıp eve gitmiş.. Evin önüne geldiğinde gerçekten emlakçının dediği gibi ev ve bahçesi perişan haldeymiş.. Kapıda yaşlı kadın belirmiş ve adamı eve davet etmiş.. Adam içeri girmiş,eve eskiliği simgeleyen keskin bi koku hakimmiş ve evin içide perişan haldeymiş.. Salonda oturmuşlar ve konuşmaya başlamışlar.. Yaşlı kadın '' bu ev 100 yılı aşkın bir ev ve aslında satmayada gönüllü değilim hem fazla konuşmayı ve pazarlığıda sevmem bu ev için 1.000.000 dolar istiyorum'' demiş.. Adam büyük bir şaşkınlıkla '' Ne ? 1.000.000 dolar mı ? Bu eve bu para ama çok fazla fiyatın bu kadar yüksek olacağını ummuyodum biraz indirim yapsanız yada ödeme planını bir şekilde halletsek olmazmı ? '' demiş çaresizce.. Yaşlı kadında '' size pazarlık sevmediğimi söyledim 1.000.000 dolar ve peşin demiş..'' Adam '' lütfen bi kolaylık yapsanız inanın bu aralar nakit olarak sıkışığım ama..'' adam sözünü bitirmeden,yaşlı kadın '' Lütfen!! O zaman sizi kapıya kadar geçiriyim'' demiş.. Adamda terli ve sıkkın halde '' OFFF Tamam... İstediğiniz miktarı vericem'' demiş.. Kadın gülümseyip oturduğu yerden kalkmış ve memnun bir şekilde '' iyi o zaman size soğuk bir limonata getiriyim hem serinleriz hemde içerken sohbet ederiz'' demiş.. Mutfakta baya oyalandıktan sonra soğuk limonata getirip adama ikram etmiş yerine oturmuş ve sohbet etmeye başlamışlar.. Yaşlı kadın '' o kadar parayı böyle bir eve vermeye neden razı oldunuz öğrenebilirmiyim?'' demiş.. Adamda '' evet biraz eski olduğu ve baya bi ihtiyacı olduğu belli ama bilmiyorum bu eve çok ısındım.. çocukluğumdan beri hep böyle evde oturmayı istemiştim o yüzden,peki siz neden bu kadar fiyat istediniz evin halini bilip'' diye sormuş.. Yaşlı kadında ''bu ev bana ölen oğlumu hatırlayor,o burda doğdu burda büyüdü ve burda öldü.. Ama günden güne onu özleyip hayaliyle yaşayıp her gün ölmektense evi satmaya karar verdim.. Satmakta istemiyorum aslında ama istediğim parayı veren olursa sizin verdiğiniz kadar insan kolaylıkla herşeyden vazgeçebilir,para insana herşey yaptırır değilmi ?'' diye sorup sinsice gülümsemiş.. Adamda şüpheli bir halde '' evet.. peki oğlunuza noldu?'' diye sormuş.. Yaşlı kadın '' oğlum çok iyi bir çocuktu hemde çok.. Sözümden hiç çıkmazdı ama babası ölünce bunalıma girdi ve çok değişti.. Bir gün beni terkedip büyük şehire gitti.. Ondan aldığım tek haber 6-7 ayda bir aldığım mektuplar ve bir miktar paraydı.. Sonra bir gün elinde bir paketle çıka geldi ama başka bir insan olarak.. Ona sarılmaya kalktığımda bile beni itti ve odasına çekildi,birşeylerden kaçıyodu birşeylerden korkuyodu ve saklanmaya ihtiyacı olduğunu söyledi.. Telefonla konuşurken bir gün dinlediğimde elindeki paketin çok önemli olduğunu ve milyonlarca dolar paraya bedel olduğunu bunu hemen elinden çıkarması gerektiğini söyledi.. Bir gece uyurken bir takım sesler duydum,sesler oğlumun odasından geliyordu.. Koşa koşa odasına gittim ve boğuşma sesleri duydum,kapıyı açmaya kalktım ama kapı kilitliydi.. Oğluma seslendiğimde bana anne kaç çabuk ve polise haber ver dedi.. Ve bunlar oğlumun son sözleri oldu ve silah sesi duyuldu..'' tedirginlikle dinleyen adam '' sonra noldu peki?'' diye sordu.. Yaşlı kadın '' o anda kapının kilidini kırıp içeri girdiğimde oğlumun yerde yatan cansız bedenini buldum.. Onu vuran camı kırıp kaçmıştı.. Ve her yeri karıştırmıştı,belli ki o paketi arıyodu ama bulamamıştı.. Sonra polis geldiğinde araştırma yaptı ve oğlumun bir notunu buldu.. Paketi sakladığı yeri yazıyodu.. Ve o gün herşeyi planladım ve evi satılığa çıkardım.. Çünkü oğlumu öldüren adam o paketin peşindeydi ve o paketi bulmak için tekrar geri gelip evi fiyatının 10 katı fiyatına bile olsa alacağını biliyordum.. VE SENİN GELMEN İÇİN,SENDEN İNTİKAM ALMAM İÇİN YILLARDIR BEKLEDİM ama sonuçta amacıma ulaştım.. Mezarını kendin kazdın..'' demiş adamda o an fenalaşıp '' kahretsin!! bana ne verdin sen.. Ahhh başım dönüyor seni pis yaşlı fare'' demiş ve başından sular dökülmüş gibi terlemiş ve öylece yere yığılmış,yerde adam can çekişirken yaşlı kadın '' Bu bir kızıldereli zehiri eskiler iyi bilir en fazla 10 dk içinde insanı öldürür ve seninde sadece 2-3 dk an kaldı..'' demiş ve yaşlı kadın adama büyük bir kin ve gülümsemeyle bakıp kendi zaferini kutlar gibi ölmesini izlemiş..

Falci---Gerçek Bir Korku Hikayesi

eywallah_Kazik_yedimiz_an Olay 1999 yazında gerçekleşmişti. Ben bu tarihte Erdek'te bir otelin barında çalışıyordum. Bu nedenle geceleri geç yattığım için öğlen kalkıyordum. Yine böyle gece geç saatlere kadar çalıştığım bir günün ertesi;öğlen saat 4 gibi kalktım ve her zaman yemek yediğim yer olan otelin karşısındaki büfeye gittim. Orada otelin güvenliklerinden biriyle karşılaştım ve beraberce bir masaya oturduk. Yemeğimizi yerken yanımıza benim arkamdan biri yanaştı ve aynen şu cümleyi söyledi:
-"falına bakmamı ister misin?"
Ben bu lafın bana söylenmediğini düşünerek tostumu yemeğe devam ederken.Sesinden kadın olduğunu anladığım o şahıs aynı soruyu tekrarladı:
-"falına bakmamı ister misin?"
Bunun üzerine dayanamayıp arkamı döndüm. Ben de herkes gibi, döndüğümde o tipik falcı kılığındaki birini göreceğimi sandığımdan hızlı ve sinirli bir dönüş yaptım ki bunun bir diğer nedeni o güne kadar fala inanmıyor olmamdı. Kadınla göz göze geldik ve kadın az önce sorduğu soruyu benim ona herhangi bir şey söylememe fırsat vermeden yineledi:
-"falına bakmamı ister misin?"
Ben de üzerimde neden olduğunu bilmediğim o bir anlık şaşkınlığı atarak hızlı bir şekilde “hayır” diyerek arkamı döndüm .Bunun üzerine yanımdaki güvenlik arkadaşımın kadına "benim falıma bak" dediğini duydum. “Duydum” diyorum çünkü o 3-5 saniye arası sanki yaşanmamış gibi geliyordu. Arkadaşım kolumu tutarak benim de baktırmamı parasını kendisinin vereceğini söyledi. Ben de gayri ihtiyari sanki bunu yapınca rahatlayacakmışım gibi kafamı olur anlamında salladım. İşte tam bu sırada falcı kadın arkadaşıma onun falına bakmayacağını söyledi ve benim yanıma gelerek sanki bir “Rıdvan”(cennetin bekçisi) gibi tepemde dikildi. Bunun üzerine ben de ne istediğini istediğinin para mı olduğunu sordum. Falcı kadın aynen şunları söyledi:
-falına bakıcam!
Ben de sanki bu bir oyunmuşçasına;
"-niye"dedim.
Kadın buz gibi donuk sesiyle
“-çünkü az önce istediğini söyledin” dedi.
Az önce kaynağını bilmediğim o -irkilme sebebim- gibi görünen kadın bana bir anda çekici gelmeye başladı. Ve aklımdan ““neden olmasın ki ne kaybedersin ki zaten”” denen o en tehlikeli düşünce geçti ve falcı kadına “TAMAM” dedim.
Kadın hiç duraksamadan yanıma oturdu ve kafasını yere doğru eğerek bana sağ elimi uzatmamı söyledi. Ben de biraz yaramazlık olsun diye aklımdan sol elimi uzatmak geliyordu ki falcı kadının ağzından beynimdeki tüm kanı donduran şu sözler döküldü.
“Sakın ha yanlış elini uzatmak gibi haylazca bir şey yapma.”
İşte o an kendimi felç olmuş gibi hissettim. Oradan gitmek istiyordum ama mümkün değildi. Ayaklarım sanki yere mıhlanmış gibiydi. Ben bu korkuyla karışık durumda sağ elimi kadına uzattım. Kadın parmaklarımın arasına bir bezden sıktığı sıvıyı sürdü ve sağ elimi sol elimle kapattı. Ve sonra sanki bana acırmışçasına baktı. Ardından elimi açtı ve bir şeyler mırıldanmaya başladı. Bi an sustu ve bana kelimelerine hiç aralık vermeden şunları söyledi:
“Bir kağıt alacaksın ve bu seni büyük bir topluluğun içine sokak, 3 gün içerisinde çok sevdiğin iki insanı kaybedeceksin. Şu an sıkıntıların var ama yarın bunların hepsi sona erecek. Annen çok uzaklardan bir haber alacak. Ve en son söylediği söz ise şuydu 2 abinden büyük olanı küçük olanından daha uzak bir yere gidip sizden ayrılacak.
Olayın hikaye kısmını geçerek size o hafta olan olaylardan bahsedeyim.2 gün sonra üniversite sınav sonuç kağıdım geldi ve ben artık bir kalabalığın içinde olmaya hak kazanmıştım. Bundan bir gün sonra kuzenim intahar ettiği haberini aldık ve aynı gün dayım kalp krizinden öldü. Ortanca abim aniden askere gitmeye karar verdi ve diğer abim de üniversite için Avusturalya'ya gitti. Ben bu olayın üzerinden yaklaşık 3 yada 4 ay sonra tesadüfen tekrar Erdek'e gittim. Aklıma bu kadın geldi ve aramaya karar verdim. ancak tüm aramalarım boşa çıkmıştı ki. Son bir kez uğradığım benzin istasyonundakilere sorarken birisi bana o kadını tanıdığını ancak o kadının yaklaşık 3 sene önce öldüğünü söyledi. Benim o anki halini tarif edemiyeceğim için bu tarifi size bırakıyorum. Daha sonra adama olayı anlattım .Adamın bana inanmamış olduğunu anlasam da kadının yaşadığı yeri bilip bilmediğini sordum. Bana kadının evini tarif edebileceğini söyledi. Ben tarif doğrultusunda eve gittim. Ancak gittim yer bir ev değil harabeydi. Yanmış yıkık dökük içinde şarap içenlerin olduğu yıkıntı bir yerdi. Ben evin içine girdim biraz dolaştım içerde şarap içen insanlara böyle birini görüp görmediklerini sordum. Kimse görmediğini söyledi ben de ümidimi kesmiş evden tam ayrılacağım sırada az önce çıktığım merdivenlerin üstünde kadının benim elimin üstüne sıktığı bezi gördüm. Diyeceksiniz ki aynı bez olduğunu nerden biliyorsun.

ÇÜNKÜ O GÜNDEN SONRA SAĞ ELİMDEKİ KOKU HİÇ ÇIKMADI

Bir seri katilin mektubu

psycho7 _ALBERT FİSH_
Süphesiz, bir seri katil tarafindan yazilan en hasta mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish;in 1928 yilindaki on iki yasindaki kurbani Grace Budd;in annesine 8 yil sonra 1934 ;te yazdigi mektuptur. Büyük sanstir ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehsetinden kurtulabilmist i. Bu mektubun asli bu gün sanatçi Joe Coleman;in koleksiyonunda dir.


Çok Sevgili Bayan Budd,

1894;te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko;dan Hong Kong;a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmi s. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmis siniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmi ssiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York;a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarind an baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak;ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak;taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester;da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.

180 Soru 180 Cevap Korkma Yaparsın

28aa141aba2c88021wo5 Olmuyordu...Evet gene istediği neti yapamamıştı.180 soru olmasına rağmen o ancak 90-100 net arasında yapıyordu.Bazıları için bu rakam çok yüksek gelebilirdi ama onun için en az 150 net yapmak gerekliydi.Ya kalan bir ayda yemeden,içmeden soru çözecekti ya da...
O zor olanı seçmek yerine gidip en kolay ve en tehlikeli yolu seçmişti.''EVET EN YÜKSEK NETİ YAPAN ARKADAŞLARINI ÖLDÜRECEKTİ!!! ''Hemen Hazırlıklara başladı.Ya üniversiteyi kazanamazsam diyerek biriktirdiği dersane parasını sniper silah almaya harcadığını annesi bir duysa..İçinden gülümsedi,acaba bir sorun çıkar mı diye düşündü.Ama doğru ya o artık 18 yaşındaydı.İstediğini yapabilirdi.
İçinde nedense bir korku vardı.Dersane birincisi olan A.'nın evinin karşısındaki çatıya çıktı.Kalbi filmlerdeki gibi hızlı atmıyordu.Aksine acaba yaşıyor muyum diyerek kendine çimdik attı.Mermiyi silaha yerleştirdi ve 'BAMM'... İşte yapmıştı. İçinde bir sıcaklık aynı zamanda da bir hüzün vardı,ve hüzün ağır bastırınca gözlerinden yaşlar damladı.Düşündü, eğer aynısını ona bir başkası yapsaydı ne olurdu.Annesini gözlerinin önüne getirdi ve oradan uzaklaştı.
Evet...Bu da bitti diye düşündü.A.'nın ölümünden 1 ay eçmişti ama onu hala kimin öldürdüğü bilinmiyordu.Ve bu da 10.'su dedi,silahını sakladı,yağan kara aldırmadan evine gitti.
Bu da 180.'ci dedi.Artık öyle ağlamalar falan yoktu.İçini ne biraz sıcaklık, ne de biraz da hüzün vardı.Taş gibiydi.Ayrıca kaç aydır dersaneye de gitmemişti.Öyle ya aylardan mayıstı artık.ÖSS'ye ne kalmıştı ki...
Yine odasındaydı,yine elinde o berbat sınav karnesi duruyordu.Ama tek fark,puanının baraj olan 180'in bile altında olmasıydı.Ama nasıl oldu diye düşündü.Halbuki neredeyse herkesi öldürdüm dedi.O anda gözü sniper'ına takıldı.Acaba..?
Ve yine eskisi gibi vücudunu sıcaklık kapladı.Ama bu sefer bildiğiniz sıcaklıklardan değil,yakıcı,kavurucu,ızdırap verici bir sıcaklıktı bu.Etrafına baktı.Etrafını arkadaşları A. ve diğerleri kaplamıştı.Ellerine bir baktı,hepsinde benim silahım var diye düşündü.A. ona yaklaştı:
Birinci soru:Bizi niye öldürdün? dedi.O çok korktu ve bulunduğu yerin cehennem olduğunu unutarak:
Sizi ben öldürmedim,şeytan öldürdü dedi.
A. Bu cevabı beklercesine:
Yanlış, dedi ve demesiyle katilini kafasından vurdu.
Bu kaçıncı bilmiyordu.Etrafındaki heryerden kan fışkırıyordu.Bir başka arkadaşı da aynısını yaptıktan sonra kendisine bir baktı,ama ben bunları böyle düşünmedim ki dedi.
Bu sonuncusu dedi diğer bir arkadaşı.O da katilini kafadan vurduktan sonra baktı.O güçlü katili,'ÖLDÜRÜN BENİ' diye sayıklıyordu.A. öne çıktı ve:
'ALDIN MI 180 SORUNUN CEVABINI' dedi

baba üstümü ört...

nursalkimizelis229xn1 Bu olay Bursa'da olmuş. 17 yaşında bi genç kız aniden ölmüş. Aile perişan olmuş ama n'apsınlar, kızı defnetmişler tabii. Aradan bi'kaç gün geçmiş. Baba kızını rüyasında görmüş. Kız sürekli titriyomuş ve "Çok üşüyorum baba. Yalvarırım üstümü ört" diyomuş. Adam sabah kalktığında rüya aklına gelince hüngür hüngür ağlamış. "Gül gibi evladımı kaybettim. Rüyama giricek tabii" diye düşünmüş. Karısının üzülmemesi için de ona hiç bişey söylememiş. Ama ertesi gece, sonraki gece, daha sonraki gece, hep aynı rüya: "Çok üşüyorum baba. N'olur üstümü ört!" Baba bi gece yine aynı rüyayı görürken kan ter içinde uyanmış. Dayanamamış, karısının, "Nereye bey bu saatte?" demesine aldırmadan sokağa fırlayıp soluğu mezarlıkta almış. Kızının mezarına gelince ne görsün? Mezar açık ve bomboş! Adam ne yaptığını bilmez bi halde mezarlık bekçisinin kulübesine yönelmiş. Allahım, o an gördüğüne yürek dayanmaz. Bekçi resmen kıza tecavüz ediyomuş! Meğer bu aşşağılık herif her zaman, yeni gömülen ölülere belli bi süre bunu yaparmış

mutlaka okuyun lütfen...

geçen gün arkadaşlarımla çarşıya takılırken birden yanımıza bir çocuk geldi 18-19 yaşlarında ve boyu 1.75 var selam verdi
selamını aldık biraz muhabbet ettik muhabet bittikten sonra

bize BYDİGİ DEN bahset si aranızda o siteye takılan varmı die
sordu benle bir arkadaş ewet dedik dior site şerefsizlerin
falan filan dedi ben o siteyi ele vercem die çıkıştı dedim
senin kralın gelsin dedim o sitenın kılına bile dokunamaz
dedim bak kardeşim dedim BYDİGİNİN çevresi geniş dedim
iyilikçe soledim bir yamukluk yaparsan senı yaşatmazlar bulurlarsa
hatta dedim çevresi geniş hemde olaya uyelerde katılır bende yemin ettim valla bende katılırım dedim ....
bu sefer havalan maya başladı onlar kım falan filan onların kafasına sıkarım diyodu.. çok sinirlendim şöyle bir düşündüm acaba bu çocuk neyine veya kıme bu kadar güvenıyoda bu kadar buyuklenıyo neyse aklıma bir fikir geldi cesaretlimi değimi diye bir oyun oynamaya karar verdim bir kedi yanımda duruyodu eğilip kediyi yawaş yawaş okşayıp adamın üstüne atıp kediden korkacakmı veya cesareti varmı diye ..................
bu kediyi adamın üstüne bir attım yemin ederim adam korkudan bir çığlık attı imdaaaaattt diye bağırDI korkak olduğu ortaya çıktıı
kediyi onun üstüne atıncada kedi onu bırakmadı ondan sonra kediyle beraber yok oldu ......

ARKADAŞLAR BU BİR UYDURMA DEĞİL TAMAMEN GERÇEKTİR....

Bir katilin tüyler ürperten itirafları +16

Köpek itlafları çok tartışılır. Başı boş gezen köpeklerin tehlike oluşturduğu şikayet edilir. Peki ya köpeklerin nasıl öldürüldüğünü biliyor musunz? Hürriyet yazarı Pakize Suda, itlaf ekibinde çalışan 'Bir katilin' vicran azabını yazdı. İşte insanı dehşete düşürecek o itiraflar.

7.65 çapında bir tabanca verdiler elime, "hadi" dediler.
katil
Köpeğe yaklaştığımda önce elimdekini yiyecek bir şey sanıp kuyruğunu sallamaya başladı. İyice yanaşıp alnına nişan aldım.

Son birkaç saniyede onu öldüreceğimi anlamış gibi canhıraş ipini çekmeye çalıştı.

Tetiği düşürdüm.

Alnının tam ortasında bir beyazlık gördüm sanki, ardından kan fışkırdı. Hayvan geriye doğru bir takla attı. Sürünerek zincirinden kurtulmaya, benden kaçmaya çalışıyordu. Bir daha sıktım.

Boynu düştü.

Genellikle şehrin dışındaki gecekondu mahallelerine öldürmeye giderdik.

Oradaki köpekler kuru ekmeğe hasretti. Bizim kıymanın kokusunu metrelerce uzaktan alır, etrafımızda pervane olurlardı.

Kıymayı attığımızda bu karşılıksız iyiliğimizin mantığını çözemeden, minnet dolu şaşkın bakışlarla havada kaparlardı.

Sonra...

Sonra titremeye başlarlardı.

Ardından nefes almaları zorlaşırdı.

Ağızlarından, burunlarından köpük çıkmaya başlardı. Bazen kan kusarlardı.

Bunlar olurken gözlerimize bakmaya çalışırlardı. "Beni kurtarabilir misin?" der gibi bakarlardı.

.......

Bazıları çığlık çığlığa can çekişirken bazıları hafif iniltilerle, bazıları da sessizce ölürlerdi.

.......

Kıyma yetsin diye az atardık. Az attığımız için daha zor ölürlerdi.

.......

Yaşlı bir adam, bizi bir kömürlüğe götürdü bir gün. Bir köpek doğurmuş, 7-8 yavru yapmıştı.

.......

cfbdb Ana bizi görünce tedirgin oldu. Ancak kıymayı görünce sevindi, ete doğru uzandı, kuyruğunu salladı. Bakışlarıyla teşekkür etti.

Sonra titreme nöbetleri başladı. Sarsıldıkça yavrularının ağzı memesinden kopuyordu, onları patisiyle tekrar memesine iterken ölüm nöbetleri sıklaşıyordu.

İhtiyar, "Yavrularına da verin" diye sürekli söyleniyordu. Ama çok miniklerdi, yemekte zorlanıyorlardı.

Bu arada ağzından köpükler çıkmaya başlayan anne, bana doğru sürünerek geldi. Ayağımı, ellerimi yalamaya başladı. Bir yandan burnunun ucuyla yavrularını iterek yerdeki zehirli kıymadan uzaklaştırmaya çalışıyor, diğer yandan gözlerime yalvararak bakıp, "Ne olur onlara zehirli kıyma verme" der gibi başını sallıyordu.

.......

İhtiyar adam yavruları gösterip, "Memur bey, ağzını parmaklarınla açıp öyle sok kıymayı" deyip duruyordu.

Birdenbire bir şeyler oldu bana.

.......

Sanırım yavruların hali etkilemişti beni. İçimdeki insani duygular canlanmıştı.

"Öldürmüyorum lan p......k! Defol git!" diye bağırdım.

.......

Sonraki günlerde vicdan azabı beni kuşatmaya başladı. Bu azap gün geçtikçe çığ gibi büyüdü.

.......

Hiçbir zaman aklımdan çıkmadı yaptığım katliamlar. Otururken, kalkarken, yerken, uyurken... Gülme yeteneğimi kaybettim o günden sonra. Daha suskun, daha içine kapanık oldum.

.......

Her insanın içinde bir katil vardır. Genlerinde mağara döneminden kalma öldürme güdüleri vardır.

İnsan beyni bilimle, sanatla, sevgiyle aydınlandıkça bu güdüler azalır ve yok olur.

Sonraki yıllarda karınca ezmemek için yolumu değiştirdim. Odamdaki sivrisinekleri camları açıp çıkarmaya çalıştım. Asla öldürmedim.

Ama köpekler...

Onlarla asla göz göze gelemedim.

Onlardan utandım.

Onlardan kaçtım.

.......

İtlaf ekibindeki arkadaşlar...

Mezarlıktaki Gelin :(

Bir akraba düğününden dönen Kemal ve arkadaşı Recep, 20 Kasım akşamı, yaklaşık 00.30 sularında şehir mezarlığından otomobille geçiyorlardı.

Yolun her iki tarafında da mezarlık vardı. Aniden soldaki duvarın üstünden, arabanın önüne beyaz bir şey atladı. Iki arkadaş bunun beyaz bir köpek olabileceğini düşündü. Ancak normal şartlarda ona çarpmaları gerektiği halde her ikisi de çarpma sesi duymamış ve çok şaşırmışlardı.

Arabayı durdurup arkalarına baktılar ama hiçbir şey görmediler. Her ikisi de garip bir şeyler olduğunu fark etmişlerdi. Mezarlıktan çıkmalarına çok az kalmıştı ki, aracı kullanan Recep bir çığlık attı. Dikiz aynasından bakıyordu.

Bunun üzerine arkaya dönüp bakan Kemal arka koltukta oturan gelinlik giymiş bir kadın gördü. Kadın sessizce iki arkadaşı izlemekteydi. Büyük bir korkuya ve telaşa kapılan arkadaşlar, mezarlıktan nasıl çıktıklarını ve arabadan nasıl indiklerini hala hatırlamıyorlar. Ön cama yapışmış bir şekilde arabayı durdurdular fakat kadın artık orada değildi.

Bunun üzerine olayı araştırmaya başlayan Kemal, aynı gün ölen bir kadın oldugunu öğrendi. Kadın yakın bir köyde yapılan düğününden dönerken trafik kazasında hayatını kaybetmişti. Ve öldüğünde üzerinde gelinliği vardı.

Ölen kadının yakınlarını ziyaret eden Kemal , kadının aynı kadın olup olmadığını öğrenmek istedi. Gittiği evde kendisine bir fotoğrafı gösterildi. Fotoğraftaki kadın o gece otomobilin arka koltuğunda gördüğü kadındı. Ölen kadının yakınları da olaya şaşırdılar. Bir daha o mezarlıktan geçemeyen Kemal ve arkadaşı, olayı bir süre daha irdelemelerine rağmen, o gün ölen kadının neden onlara gözüktüğünü öğrenemediler