Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Korkuluk

Korkma Garantilidir...Ayrıca da Sınırsız Paylaşma Alanıdır.diziizleyelim dizi film belgesel dizi izle çizgi film video dizi film izle klip türk filmi dizi izle Canlı dizi izle dizi izle diziizle film dizi izle film sinema.ne ararsanız burada temalar oyunlar programlar hepsi var muhteşem biyer TIKLAYIN.KPSS soruları cevapları çözümleri

3 tane "katil" etiketli yazı bulundu "katil" tagli diger ogeler resimler , videolar

yılan avcısı örümcekler




 

 

Bir seri katilin mektubu

psycho7 _ALBERT FİSH_
Süphesiz, bir seri katil tarafindan yazilan en hasta mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish;in 1928 yilindaki on iki yasindaki kurbani Grace Budd;in annesine 8 yil sonra 1934 ;te yazdigi mektuptur. Büyük sanstir ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehsetinden kurtulabilmist i. Bu mektubun asli bu gün sanatçi Joe Coleman;in koleksiyonunda dir.


Çok Sevgili Bayan Budd,

1894;te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko;dan Hong Kong;a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmi s. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmis siniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmi ssiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York;a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarind an baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak;ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak;taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester;da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü.

Bir katilin tüyler ürperten itirafları +16

Köpek itlafları çok tartışılır. Başı boş gezen köpeklerin tehlike oluşturduğu şikayet edilir. Peki ya köpeklerin nasıl öldürüldüğünü biliyor musunz? Hürriyet yazarı Pakize Suda, itlaf ekibinde çalışan 'Bir katilin' vicran azabını yazdı. İşte insanı dehşete düşürecek o itiraflar.

7.65 çapında bir tabanca verdiler elime, "hadi" dediler.
katil
Köpeğe yaklaştığımda önce elimdekini yiyecek bir şey sanıp kuyruğunu sallamaya başladı. İyice yanaşıp alnına nişan aldım.

Son birkaç saniyede onu öldüreceğimi anlamış gibi canhıraş ipini çekmeye çalıştı.

Tetiği düşürdüm.

Alnının tam ortasında bir beyazlık gördüm sanki, ardından kan fışkırdı. Hayvan geriye doğru bir takla attı. Sürünerek zincirinden kurtulmaya, benden kaçmaya çalışıyordu. Bir daha sıktım.

Boynu düştü.

Genellikle şehrin dışındaki gecekondu mahallelerine öldürmeye giderdik.

Oradaki köpekler kuru ekmeğe hasretti. Bizim kıymanın kokusunu metrelerce uzaktan alır, etrafımızda pervane olurlardı.

Kıymayı attığımızda bu karşılıksız iyiliğimizin mantığını çözemeden, minnet dolu şaşkın bakışlarla havada kaparlardı.

Sonra...

Sonra titremeye başlarlardı.

Ardından nefes almaları zorlaşırdı.

Ağızlarından, burunlarından köpük çıkmaya başlardı. Bazen kan kusarlardı.

Bunlar olurken gözlerimize bakmaya çalışırlardı. "Beni kurtarabilir misin?" der gibi bakarlardı.

.......

Bazıları çığlık çığlığa can çekişirken bazıları hafif iniltilerle, bazıları da sessizce ölürlerdi.

.......

Kıyma yetsin diye az atardık. Az attığımız için daha zor ölürlerdi.

.......

Yaşlı bir adam, bizi bir kömürlüğe götürdü bir gün. Bir köpek doğurmuş, 7-8 yavru yapmıştı.

.......

cfbdb Ana bizi görünce tedirgin oldu. Ancak kıymayı görünce sevindi, ete doğru uzandı, kuyruğunu salladı. Bakışlarıyla teşekkür etti.

Sonra titreme nöbetleri başladı. Sarsıldıkça yavrularının ağzı memesinden kopuyordu, onları patisiyle tekrar memesine iterken ölüm nöbetleri sıklaşıyordu.

İhtiyar, "Yavrularına da verin" diye sürekli söyleniyordu. Ama çok miniklerdi, yemekte zorlanıyorlardı.

Bu arada ağzından köpükler çıkmaya başlayan anne, bana doğru sürünerek geldi. Ayağımı, ellerimi yalamaya başladı. Bir yandan burnunun ucuyla yavrularını iterek yerdeki zehirli kıymadan uzaklaştırmaya çalışıyor, diğer yandan gözlerime yalvararak bakıp, "Ne olur onlara zehirli kıyma verme" der gibi başını sallıyordu.

.......

İhtiyar adam yavruları gösterip, "Memur bey, ağzını parmaklarınla açıp öyle sok kıymayı" deyip duruyordu.

Birdenbire bir şeyler oldu bana.

.......

Sanırım yavruların hali etkilemişti beni. İçimdeki insani duygular canlanmıştı.

"Öldürmüyorum lan p......k! Defol git!" diye bağırdım.

.......

Sonraki günlerde vicdan azabı beni kuşatmaya başladı. Bu azap gün geçtikçe çığ gibi büyüdü.

.......

Hiçbir zaman aklımdan çıkmadı yaptığım katliamlar. Otururken, kalkarken, yerken, uyurken... Gülme yeteneğimi kaybettim o günden sonra. Daha suskun, daha içine kapanık oldum.

.......

Her insanın içinde bir katil vardır. Genlerinde mağara döneminden kalma öldürme güdüleri vardır.

İnsan beyni bilimle, sanatla, sevgiyle aydınlandıkça bu güdüler azalır ve yok olur.

Sonraki yıllarda karınca ezmemek için yolumu değiştirdim. Odamdaki sivrisinekleri camları açıp çıkarmaya çalıştım. Asla öldürmedim.

Ama köpekler...

Onlarla asla göz göze gelemedim.

Onlardan utandım.

Onlardan kaçtım.

.......

İtlaf ekibindeki arkadaşlar...